E-BÜLTEN

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Başkanı Hüseyin Akdeniz Türk Kadınına Seçme Ve seçilme Hakkının verilişinin 83. Yıl dönümü münesebetiyle bir mesaj yayınladı.

Akdeniz mesajında, dünya sahnesinde, Türk Kadınına seçme ve seçilme hakkı veren devletler sıralamada 7. ülke olan Türkiye Cumhuriyeti kadınlarına bu hakları sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü  saygıyla anmadan geçemeyeceğini ifade etti.

Akdeniz, mesajında şunları belirtti; ‘’ II. Meşrutiyetten itibaren sosyal yardım amaçlı derneklerin kadın kollarında hanımların etkin görevler aldıkları ve çok değerli hizmetler yaptıkları bilinmektedir. Özellikle savaş yıllarında gösterilen çabalar her türlü takdirin üzerindedir. Ülkemizde kadın hakları konusunda en büyük gelişme Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir. Bunda şüphesiz ki; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün rolü büyüktür. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında kadın hareketi için söylenebilecek en önemli öncelik, kadınlarımızın siyasi haklara kavuşmuş olmasıdır.

Türk kadını siyasal hayata ilk adımını, Cumhuriyet’in 7. yılında yani 5 Nisan 1930’da atmıştır. 1930 yılında 1580 sayılı Belediye yasası ile Türk kadınına ilk kez belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanımıştır. Aynı yıl yapılan Belediye Başkanlığı seçimlerinde, Artvin ili Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya beldesinde Sadiye Hanım Belediye Başkanı seçilerek, “Türkiye’nin İlk Kadın Belediye Başkanı” olmuş ve iki yıl bu görevi yürütmüştür.

Daha sonra 1932 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk Yalova'nın Gacık Köyü'ne yaptığı ziyarette Köyün muhtarı olarak Meliha Manço’yu Türkiye’nin ilk muhtarı olarak atadığını ilan etmesi, Köylerde muhtarlık ve köy ihtiyar heyeti seçimlerinde kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin habercisi olmuş ve 26 Ekim 1933 yılında köy kanunun 30. maddesinde yapılan düzenlemeyle kadınlarımıza muhtar olma yolu açılmıştır.

6 Kasım 1933 tarihinde yapılan muhtarlık seçiminde Türkiye’nin ilk seçilen kadın muhtarı Aydın ili Karpuzlu Nahiyesi Demircidere Köyü muhtarı Gül Esin Übbül olmuştur. Yapılan seçimlere 8 aday katılmış ve bu adaylar içinde tek kadın olan Gül Esin Übbül, Köy derneğinin ittifakıyla ilk kadın muhtar seçilmiştir.

Gül Hanımın muhtar seçilmesinde, devrimin öne çıkardığı kadın imajının simgesel önemi gibi siyasal tercihler bir yana; kasaba halkı tarafından sevilmesi saygı görmesi ve aynı zamanda henüz erkeklerin bile doğru dürüst okuma yazma bilmediği bir dönemde okuryazar olması önemli bir etken olmuştur. Muhtarlık seçimi sonrası Karpuzlu’da bir de Gençler Derneği kurulmuş, bu dernekte avcılık, binicilik ve diğer spor dallarında faaliyet göstererek gençlerin önünün açılmasına yardımcı olmuştur.

Gerek Belediye seçimlerinde gerekse muhtarlık seçimlerinde kadına tanınmış olan seçme ve seçilme hakkı, 1934 yılında milletvekilli olmak için de tanınmıştır. Bu mana da 5 Aralık 1934 yılında Türk Kadınına Milletvekili Seçme ve Seçilme hakkı verilmiş ve Ankara ilinden meclise giren ‘’Satı Kadın’’ olarak bilinen Hatı Çırpan Türkiye’nin İlk milletvekili olmuştur. Satı kadın, 12 Kasım 1933 yılında muhtar olmuş ve bu sürecin sonunda 1935 yılında yapılan milletvekilliği seçimlerinde muhtar olarak meclise giren ilk kadın olması özelliğini halen devam ettirmektedir.

Görüleceği üzere kadının Türk siyasetinde var oluşu bundan tam 83 yıl önce gerçekleşmiştir. Dünya ülkeleri gerçeğine bakıldığında dünyanın en medeni ülkesi olarak gösterilen İsviçre’de kadına seçme ve seçilme hakkı 1971 yılında verilirken, özgürlük hareketinin abidesi sayılan Fransa’da ise 1946 yılında verilmesi Türkiye’de kadınımıza verilen değeri görmemiz açısında da oldukça önemli olduğunu söylemek gerekir.

Elbette Türkiye’de yaşanan bu gelişmelerde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmadan geçemeyiz. Atatürk’ün Türk kadını için söylediği şu sözler kadına verdiği önem açısında oldukça önemlidir. “Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez.’’ diyerek Türk kadınına verdiği önemi altı çizili vurgulamıştır.

Bugün itibariyle bakıldığında, Kadınlarımızın siyaset içindeki yerini anlamak için önce sayısal rakamlara bir bakmak gerektiğini düşünmekteyim.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde 550 milletvekili bulunmaktadır. Bu sayının % 13’ü yani Türkiye Büyük Millet Meclisinde 76’sı Kadın Milletvekili görev yapmaktadır.

Diğer taraftan; Türkiye genelinde 30 Büyükşehir, 51 il, 519 Büyükşehir ilçesi, 400 ilçe ve 397 Belde olmak üzere toplam 1397 belediye bulunmaktadır. Bu belediyelerden 3’ü Büyükşehir, 1’i il, 24’ü Büyükşehir ilçe, ve 8’i ilçe olmak üzere toplam 36 kadın belediye başkanı seçilmiştir. Bu sayı toplam seçilmiş belediye başkanları içinde sadece % 3’tür.

Yine, Türkiye genelinde 51 ilde, 1.231 İl Genel Meclis üyesi bulunmaktadır. Bu sayının sadece % 4.3’ü,  yani 55’i kadın İl Genel Meclisi üyesi olarak seçilmiştir.

Diğer taraftan; Türkiye genelinde 20.498 belediye meclis üyesi seçilmektedir. Bu sayının % 10.7’ i yani 2.198’i kadın belediye meclis üyesi seçilmiştir.

Son olarak bizler için vereceğim rakam toplantımızı ilgilendirmesi bakımından önemlidir. Bugün bakıldığında; Türkiye' de 32.049 mahalle, 18.333 köy olmak üzere toplam 50.382 muhtar bulunmaktadır. Türkiye genelinde Kadın Muhtarlarımızın sayısı oldukça düşüktür. Türkiye' de 623 mahalle ve 51 köy olmak üzere toplam 674 kadın muhtarımız görev yapmaktadır. Bu rakam bir önceki seçimlerde 412 kadın muhtarımızdan ibaret idi. Dolayısıyla son yapılan seçimlerle Kadın Muhtarlarımızın sayısı genel itibariyle bir önce ki seçimlere göre % 40.2 artışla, genel muhtar sayısı itibarıyla % 1.4 oranında artış göstermiştir

Görüldüğü üzere oranlamalara bakılacak olursak; seçilmiş kadınlarımız %14 ile milletvekilliğinde % 10.7 ile belediye meclis üyeliğinde, %4.3 ile il genel meclisi üyeliğinde, % 3 ile  belediye başkanlığında ve % 1.4 ile muhtarlıkta temsil edilmektedir. Bu sayısal oranlar; kadınımızın aktif siyaset içinde kabul edilebilir rakamları olmamalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle; Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı’nın verilişinin 83. Yıldönümü kutluyor, Bu hakkı kadınlara veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz.

 

10 Kasım Atatürk’ü anma günü dolayısıyla Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Akdeniz bir mesaj yayınladı.

Akdeniz yayınladığı mesajda şu sözlere yer verdi: ‘’Ne zaman bulut kümesi elektrik oluşturursa yıldırım da kendiliğinden oluşur. Milletlerde böyledir. Eğer bir millet büyüklük ve kahramanlık özelliklerini taşıyorsa ondan yıldırımlar doğar, kahramanlar çıkar. İşte umutların tükendiği bir dönemde Türk milleti tarih sahnesine öyle bir dahi çıkardı ki, bu dahi kahraman milletiyle yeni bir Türkiye yarattı. O dahi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Büyük Önder Atatürk, ülkenin ve milletin içinde bulunduğu imkansızlıklara boyun eğmeyerek, Türk milletinin yeniden daha güçlü ve saygın bir şekilde tarih sahnesine çıkmasını sağlamış, sadece vatanı kurtarmak emeli ile uğraşmamış, vatan toprakları üzerinde yaşayan milletin ruhunda devrim yaparak sönmez bir azim ve irade ile ebedî barış ve çağdaş bir hayat ateşi yaratmıştır.

Atatürk cumhuriyetçiliğinin özü demokrasidir. Milliyetçiliği, ortak kültür milliyetçiliğidir. Halkçılığı, yönetimde halka hizmet ilkesidir. Laikliği, dini kamu yönetimine karıştırmamak, devletin din işlerinde tarafsızlığı ve bu esaslar dahilinde din ve vicdan hürriyetidir. Devletçiliği, devletin düzenleyici görevini üstlenmesidir. Devrimciliği, çağdaşlık ve dış dünya ile bütünleşmedir. Bu ilkelerin tümü ise Atatürk’ün hayatta tek hakiki mürşit bildiği ilme yani bilgiye ve akılcılığa yani mantıkla hareket etmeye dayanır.

Atatürk’ün yönettiği Türk çağdaşlaşması, sadece milli bağımsızlık açısından değil, ama skolastik düşünce tarzına karşı akılcılığın, medeniyetçiliğin İslam alemindeki öncüsü olmak bakımından da etkili olmuştur. Birçok devlet adamı Atatürk’ü kendilerine örnek almışlardır. Türk çağdaşlaşması değişik ve farklı kültür çevrelerinin çağa uyumları açısından yol gösterici bir nitelik taşımasıdır. Atatürk’ün eseri, tarihi boyunca Batı kültürüne yabancı kalmış ve Hıristiyan olmayan toplumlar için, çağdaş medeniyete ulaşmanın canlı bir örneğini oluşturmuştur.

Atatürk’ün çizdiği yol, sadece Türkiye için değil, bağımsızlığını korumak isteyen, çağdaş medeniyeti benimsemenin bir ölüm kalım meselesi olduğu bilincine varan toplumlar için de her bakımdan paha biçilmez ışıklı bir yol, evrensel bir değer haline gelmiştir. Ünlü siyaset bilimci Maurice Duverger göre, bu özelliği ile Atatürk, ''Türkiye sınırlarını aşmış, kıt’alara mal olan evrensel bir nitelik kazanmıştır.'' deyimini kullanır.

Bu düşüncelerle, Yüce Türk Ulusunun onur ve haysiyetini koruyarak, bu ülkeyi çağdaş ve örnek bir cumhuriyet haline getirilebileceğini bütün dünyaya gösteren ve bunu tarihe altın harflerle yazdıran Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 79 cu yılında sonsuz minnet, şükran, özlem ve rahmetle anıyoruz. Ruhun şad olsun’’ dedi.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Akdeniz bir mesaj yayınladı. Akdeniz 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajında ‘’Cumhuriyet; yeni kurulan bir devletin, ulusal bağımsızlığını kazanabilmek için giriştiği eşsiz bir mücadelenin sonucunda elde ettiği büyük bir kazanım olduğunu söyledi.

Akdeniz mesajına söyle devam etti: ‘’Egemenliğin kayıtsız, şartsız milletin olduğu bu yönetim biçimi, Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese birey olma hakkını vermiş ve sorumluluğunu yüklemiştir. Devletin ve toplumun geleceğinden kendini sorumlu tutma bilincine erişmiş, etkin bireyi var eden bu anlayış, insanlığın ortak değeri olan uygarlığın gelişimine büyük katkılar sağlamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bugüne kadar, demokrasinin tüm kazanımlarına, bireysel hak ve özgürlüklerine, insan haklarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne, Hukukun üstünlüğü ilkesine, adalet ve demokrasi normlarına geçmişte olduğu gibi gelecekte de sahip çıkacak evlatlarını daima yetiştirmiş ve yetiştirmeye de devam edecektir. Bağımsız, güçlü ve çağdaş Cumhuriyetin güvencesi Atatürk ilke ve inkilâplarının korunmasıyla mümkündür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle der; “Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitlik ve adaletin devamlı şekilde sağlanması ve korunması ancak ve ancak tam ve kat'î mânisiyle millî egemenliğin kurulmuş bulunmasına bağlıdır. Bundan ötürü hürriyetinde, eşitliğinde, adaletinde dayanak noktası millî egemenliktir. Toplumumuzda, devletimizde hürriyet sonsuzdur. Ancak onun hududu, onu sonsuz yapan esasın korunmasıyla mevcut ve çevrilidir."

Cumhuriyetimizin 94 cü yılını sevinçle kutladığımız bu anlamlı günde, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu olarak, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve kahraman silah arkadaşlarını, bu toprakları bizlere bahşeden şehitlerimizi ve gazilerimizi sonsuz minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz. Nice 94 yıllara.’’ dedi.

20 Ekim Cuma günü gerçekleştirilen etkinliğe Başkan Savaş’ın yanı sıra, HBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Maden, HATSU Genel Müdürü Mehmet Çaparali, HBB Muhtarlar Daire Başkanı Durmuş Yıldırım, HATSU İnsan Kaynakları Şube Müdürü Metin Savaş, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Akdeniz, Akdeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı ve aynı zamanda Hatay Muhtarlar Dernek Başkanı Mahmut Gülcü, ilçe dernek başkanları ile muhtarlar katılım gösterdi.

"BİRLİK VE BERABERLİK İÇERİSİNDE OLURSAK BİZİ KİMSE YOK EDEMEZ"

Gülcü, " Hatayımızın birçok ilçesinde çok kıymetli ilçe belediye başkanlarımızın muhtarlarımıza vermiş olduğu önem doğrultusunda çeşitli etkinlikler yapıldı. Bugün de Hatay'ın babası Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Doç.Dr. Lütfü Savaş'ın ev sahipliğinde burada bir araya gelmiş bulunmaktayız. Bugünün muhtarlarımız için özel bir gün olması ve bizlere armağan edilmesi için büyük çaba sarf eden Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Akdeniz'e teşekkürlerimi iletiyorum. Konfederasyonumuz, muhtarlarımızın sosyal güvenliğinin hükümet tarafından karşılanmasını da sağlayarak bizleri oldukça mutlu ettiler. Konfederasyonumuz sayesinde hükümetten muhtarlarımız için önemli olan silah ruhsatlarının da sözünü aldık.  Bugün çok mutluyuz. Muhtarlarımızın öneminin daha da arttığına inanmaktayız. Birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuz zaman bizleri kimse yok edemez. Bizleri bugün burada toplayan Başkan Savaş'a çok teşekkür ediyorum" açıklamasında bulundu.

AKDENİZ :  ‘’TÜRKİYE'DE MUHTARLA BİRLİĞİNİN KURULMASI ŞART’’

Gerçekleştirdiği konuşmada muhtarların sıkıntılarına değinen Akdeniz , " Farklılıkların bir arada yaşadığı bu güzide şehirde olmaktan kıvanç duyuyorum. 18 Ekim 1829 yılı Türk demokrasisinde muhtarlığın kuruluş yıldönümüdür. Dolayısıyla henüz milletvekili ve belediye başkanlığı seçimleri olmadan Türk demokrasisi muhtarlık seçimleriyle tanışmıştır.  Ulu Önder Gazi M. Kemal Atatürk de 'Muhtar demokrasinin temel taşıdır' ifadesiyle muhtarların önemine vurgu yapmıştır. Tarihi araştırdığımızda 188 yıllık tarihi göz önünde bulundurarak 19 Ekim'in muhtarlar günü olmasını hükümetimizden talep etik. Günümüz hepiniz kutlu olsun. Bugün itibariyle birçok sorunumuz çözüme kavuşmuş durumda. Ama 1924 yılında çıkan bir köy kanunumuz var. O günün şartlarında tamamı Türkçe yazılmış mükemmel bir kanun. 1944 yılında çıkan bir 26 maddeden oluşan mahalle mevzuat kanunumuz var. Ama günümüze geldiğimizde biri 93 yıllık biri 73 yıllık kanun. Dolayısıyla bu kanunların içi tamamen boşalmış durumda. Son 16 Büyükşehir ile birlikte köylerin tamamen mahalleye dönmesi ve köylerin tüzel kişiliğinin kalkması dolayısıyla elimizdeki yetkilerin tamamen sıfırlandığını görüyoruz. Sadece özlük haklarımızla uğraşmak sorunlarımızı çözmüyor. Görev ve yetkilerimizin artması gerekirken maalesef daha da aşağıya çekiliyor. Bizim istediğimiz iki şey var; birisi köy kanununun yenilenerek günün şartlarına getirilmesi, ikincisi yeni bir mahalle kanunu. Bugün başkanı olduğum konfederasyon büyük bir toplum örgütü ve bu noktaya hep birlikte çalışarak geldik ama bu yeterli değil. Türkiye'de bir muhtarlar birliğinin kurulması şart. Bu da TBMM'den geçecek bir birlik yasası ile mümkün " açıklamasında bulundu.

 

 

BAŞKAN SAVAŞ: YÜZYILLARDIR KARDEŞLİĞİMİZİ BOZMADAN BAYRAĞIMIZA SAHİP ÇIKARAK BUGÜNLERE GELDİK.

Başkan Savaş, " Bugün yıllardır yapmış olduğumuz güzel toplantılardan birini daha gerçekleştiriyoruz. Hepinize katılımızdan dolayı teşekkür ederek muhtarlar gününüzü tebrik ederim. 19 Ekim gecesi Samandağ'da bir karakolumuza bir saldırı oldu ve bu saldırıda bir kardeşimiz omuzundan hafif yaralandı. Öncelikle ona acil şifalar diliyorum ve bu menfur saldırıyı da şiddetle, nefretle kınıyorum. Kahraman askerlerimizin bu saldırıya anında karşılık vererek saldıranları püskürtmesini de tebrik ediyorum. Ama maalesef bunlar, yıllardır süre gelen ve bizi birbirimize düşürmeye, birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya çalışan aynı zamanda bayrağımıza karşı devamlı hale gelmiş saldırılarla bizleri yıpratmaya çalışan grupların, dış güçlerin oyunları. Biz bu oyunlara gelmemek için yüzyıllardır kardeşliğimizi bozmadan bayrağımıza sahip çıkarak bugünlere geldik. Bugünlere gelirken de atalarımızdan almış olduğumuz mirası gelecek nesillere aktarmak üzere hep birlikte çalışıyoruz.Şu anda burada muhtar kardeşlerime karşı gerçekten hissettiklerimi konuşuyorum. Çünkü ben Antakya Belediye Başkanı olduğum zamandan itibaren önce Antakya ama iki yıldan itibaren de Hatay'daki tüm muhtarlarımızla Hatay'ın birliği, bütünlüğü ve kardeşliği için birlikte mücadele verdik. Belediye başkanlarımız, muhtarlarımız ve kannat önderimizle yapmış olduğumuz toplantılarımızda muhtarlarımız daima heyecanlı bir şekilde başı çekti ve bu toplantıların çok büyük bir kısmına da ev sahipliği yaptı" dedi.

KILIÇDAROĞLU MUHTARLAR GÜNÜ’NÜ KUTLADI.

Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 19 Ekim Muhtarlar Günü vesilesiyle Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel merkezini ziyaret etti.

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Akdeniz, Chp Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ziyaretinden dolayı kendisine teşekkür etti. Yapılan ziyarette muhtarların sorunları konuşuldu.

Tmuhk Genel  Başkanı Hüseyin Akdeniz ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Sayın Kılıçdaroğlu’na muhtarların yasalardan kaynaklı sorunlarını dile getirerek şunları ifade etti:  Muhtarlara mevcut 76 değişik kanunda, toplam 340 madde de görev verilmektedir. Görev ve sorumluluğu olan muhtarların hiç yetkisi olmaması düşündürücüdür. Bugün bakıldığında 93 yılık köy kanunu ve 73 yıllık mahalle kanunun ile sorunlara çözüm üretmeye çalışan bir muhtarlık müessesi görüyoruz. Yerel yönetimlerin en küçük birim olan muhtarlığın belki özlük hakları sorunu çözüldü, ancak hizmet edebilirlik alanı her geçen gün daha da daraltıldığı görülmektedir. Yerel yönetimlerin görev ve yetkileri hizmet bütünlüğü açısından birbirine entegre edilerek kamu hizmetlerinin idari ve mali özerklikleri içinde sunulması sağlanmalıdır. Demokrasinin kılcal damarları olan muhtarların bu özel gününde kısa da olsa bazı sorunlara değinmek gerektiği düşüncesindeyim. Dolayısıyla;

-2972 sayılı kanun çerçevesinde muhtarlık seçimlerine adaylık usulü getirilmelidir.

-5393 Sayılı Belediye kanunun 9. Maddesinde değişikliğe gidilmeli, maddedeki muğlak ifadelerin yerine daha somut ifadeler konulmalıdır.

-Muhtarın mahalleyi ilgilendiren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonlarına katılması sağlanmalı ve bu komisyon kararlarında muhtarlara oy hakkı tanınmalıdır.

-5490 sayılı Nüfus hizmetleri kanununda değişiklik yapılarak Muhtarlar tarafından düzenlenecek bir belge ile adres kayıt işlemlerinin yapılması sağlanmalıdır.

-Muhtarların sağlıklı örgütlü yapıya kavuşturulması için Türkiye Muhtarlar Birliğinin kurulmalıdır. Bu saydığımız sorunlar, bugün muhtarlık müessesinin içinde bulunduğu ciddi sorunlardır.

Türkiye’nin getirdiği yenilikler, sosyo-ekonomik ve teknolojik gelişmeler, hızlı şehirleşme ve yerinden yönetim ilkesinin içinde değerlendirilmesi gerektiğinde vatandaşa en yakın birimlerce sunulacak hizmetlerin katılımcı, çağdaş ve eğitimli bir şekilde mahalle sakinini sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması yönünde muhtarlar yeni vasıfları yakalamanın ve kendi kabuğunu kırmanın gelişimini yaratmak zorundadırlar.’’ dedi.

Sayın Kılçdaroğlu ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, şunları ifade etti; ‘’Muhtarlarımızın sorunlarını çok iyi biliyoruz. Gerek köy, gerekse mahalle kanunu mutlaka günün koşullarına getirilmelidir. Demokrasisinin gerçek temsilcileri olan muhtarlarımız özgür demokrasinin temsilcileri olduğunu unutmamalıdır.  Hiçbir siyasi iradeye bağlı kalmadan seçilen muhtarlarımız demokrasinin gerçek temsilcileridir. Biz muhtarlarımızın içinde bulunduğu tüm sorunlardan arındırarak, yasaların muhtarlara tanımış olan yetkilerini daha ileriye götürmeyi hedefliyoruz. Neden Muhtar, belediye meclisinde temsil edilmesin? Neden muhtar artık köy kanununda daha da yetkili kılınmasın? Muhtarlarımızı demokrasinin beşiği olarak görüyorsak ki öyle görüyoruz. Tüm muhtarlarımızı gerekli yetkilerle donatacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Nasıl ki, muhtarlarımıza kılcal damar olarak görüyoruz o halde muhtarlarımızı gerçek seçilmiş temsilciler olarak görmek durumundayız. Demokrasiye sahip çıkmak muhtarlarımıza sahip çıkmaktan gerektiğini unutmamalıyız. Bu vesile ile tüm muhtarlarımızın 19 Ekim Muhtarlar Gününü kutluyorum. ‘’ dedi.

 

 

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Akdeniz bir mesaj yayınlayarak tüm muhtarların gününü kutladı.

Akdeniz mesajında şunları ifade etti; ‘’Muhtarlık müessesinin kuruluş günü olan 19 Ekim tarihi, 19 Ekim 2015 tarihinde çıkarılan genelge ile ‘’Muhtarlar günü’’ olarak kutlanmasına karar verilmişti. Dolayısıyla bu yıl Muhtarlar Günü’nün üçüncü yılını kutluyoruz.

Bu günün ‘’Muhtarlar Günü’’ ilan edilmesinde başta Cumhurbaşkanımıza, Hükümetimize, Gazi Meclisimize, İçişleri Bakanlığımıza ve genelgenin yayınlanmasında emeği geçen Türkiye Muhtarlar Konfederasyonumuza şükranlarımızı sunuyoruz.

Yerel yönetimler, gerek demokratik hayatta oynadıkları roller, gerekse kamu hizmetlerinin halka sunulmasında ve erişiminde yüklendikleri fonksiyonlar sebebiyle yerel halkın yönetime katılmasının ilk aşamasıdır. Yerel yönetimlerin en küçük birimi köy ve mahalle yönetimleridir.

Muhtar kelime anlamı itibariyle; Türk toplumunun tarihsel-geleneksel nitelikleri ile ortaya çıkmış bir kavramdır. Başka bir deyişle; söz sahibi, seçilmiş, eren, ihtiyar anlamı da taşımaktadır.

Nasıl siyasi partilerimiz demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarıysa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘’Muhtar da demokrasinin temel taşıdır.

Muhtarlık müessesesi 1829’dan günümüze188 yıllık bir tarihe sahiptir. Genel ve yerel sorunların ilgili kuruluşlara iletilmesinden köprü rolü oynayan muhtarlık Osmanlıdan Cumhuriyete taşınan önemli bir yerel yönetim birimidir.

Türkiye’de 18 329 köy ve 32 044      mahalle muhtarlığı olmak üzere 50 373 muhtar görev yapmaktadır.

Muhtarlarımız bir yandan Köy ve Mahalle sakinlerinin devlet kurumlarıyla ilişkilerinde aracı bir rol oynarken, diğer yandan da çağdaş kamu yönetimi anlayışının en temel gereksinimlerinden biri olan katılımcılığın sağlanmasında önemli bir görevi yerine getirmektedir.

Muhtarlara mevcut 76 değişik kanunda, toplam 340 madde de görev verilmektedir. Görev ve sorumluluğu olan muhtarların hiç yetkisi olmaması düşündürücüdür.

Bugün bakıldığında 93 yılık köy kanunu ve 73 yıllık mahalle kanunun ile sorunlara çözüm üretmeye çalışan bir muhtarlık müessesi görüyoruz.

Yerel yönetimlerin en küçük birim olan muhtarlığın belki özlük hakları sorunu çözüldü, ancak hizmet edebilirlik alanı her geçen gün daha da daraltıldığı görülmektedir.

Mevcut köy kanunu ve mahalle kanunu ile sorunlara aracılık yapmamız mümkün gözükmüyor. O halde köy ve mahalle kanunu yeniden tanımlanmalı, büyükşehirler içinde mahallelerin ve yöneticilerinin çalışma alanları yeniden düzenlenmelidir.

Yerel yönetimlerin görev ve yetkileri hizmet bütünlüğü açısından birbirine entegre edilerek kamu hizmetlerinin idari ve mali özerklikleri içinde sunulması sağlanmalıdır.

Mahalle muhtarları kendi mahalleleriyle ilgili, belediyelerin stratejik plan yapım süreçlerinde, ihtisas komisyonlarında (İmar ve bayındırlık, çevre ve sağlık, plân ve bütçe, eğitim, kültür, gençlik ve spor), meclis toplantılarında, mahallelerine ilişkin görüş ve yaklaşımları iletebilmeleri ve belediyenin, mahalleleri ilgilendiren konularda, ilgili mahalle yönetimlerini muhatap alma zorunluluğu yasal hale getirilebilir.

Belediye Meclisi kararlarının mahalle muhtarlıklarında ilan edilmesi, meclis gündeminin önceden mahalle halkına duyurulması ve sakinlerin toplantıları izlemeye davet edilmesi, kent yönetimine ve yaşamına bilinçli katılım imkânı sağlayabilir.

Mahallenin, merkezi ve yerel işlevleri birlikte yürüten özgün konumunu sürdürmesi öngörülmelidir.

Mahalle, politik temsiliyete dayalı bir yönetim yapısı içinde değil, ortak yaşam algısının, bir arada yaşamanın gerektirdiği öz saygı, hak ve sorumluluk bilincinin geliştirilmesine dönük bir kamusal alan olarak yapılandırılmalıdır.

Demokrasinin kılcal damarları olan muhtarların bu özel gününde kısa da olsa bazı sorunlara değinmek gerektiği düşüncesindeyim. Dolayısıyla;

-2972 sayılı kanun çerçevesinde muhtarlık seçimlerine adaylık usulü getirilmelidir.

-5393 Sayılı Belediye kanunun 9. Maddesinde değişikliğe gidilmeli, maddedeki muğlak ifadelerin yerine daha somut ifadeler konulmalıdır.

-Muhtarın mahalleyi ilgilendiren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonlarına katılması sağlanmalı ve bu komisyon kararlarında muhtarlara oy hakkı tanınmalıdır.

-5490 sayılı Nüfus hizmetleri kanununda değişiklik yapılarak Muhtarlar tarafından düzenlenecek bir belge ile adres kayıt işlemlerinin yapılması sağlanmalıdır.

-Muhtarların sağlıklı örgütlü yapıya kavuşturulması için Türkiye Muhtarlar Birliğinin kurulmalıdır.

Bu saydığımız sorunlar, bugün muhtarlık müessesinin içinde bulunduğu ciddi sorunlardır. Çağdaş muhtarlık anlayışının benimsenmesi bu sorunların ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. Muhtarlığın 188 yıllık Merkezi/Yerel idareyi temsil eden kurumları arasında siyasal barışın sağlandığı tek müessese olduğu unutulmamalıdır. Çünkü temsil ettiği gücü Türkiye Cumhuriyetindeki Mührü’ünden alan bu müessese siyasallaşmamış tek çözüm merkezidir.

Bu nedendir ki; seçmen muhtarının 24 saat kapısını çalabileceği, ‘’siyasal’’ değil çözüm merkezi olduğunu bildiği bu kurumu kendisine daima yakın hissetmektedir. Keza bizlere göre dünyada örneği olmayan en önemli işlevi de, genel/yerel idare arasındaki, iş yükünü çoğaltacak ve zaman zaman çatışma yaratacak ortamlardan uzak, vatandaşla devlet kurumlarını karşı karşıya getirmeyen aracı kurum olarak bu sistemde yerini almıştır.

Türkiye’nin getirdiği yenilikler, sosyo-ekonomik ve teknolojik gelişmeler, hızlı şehirleşme ve yerinden yönetim ilkesinin içinde değerlendirilmesi gerektiğinde vatandaşa en yakın birimlerce sunulacak hizmetlerin katılımcı, çağdaş ve eğitimli bir şekilde mahalle sakinini sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması yönünde muhtarlar yeni vasıfları yakalamanın ve kendi kabuğunu kırmanın gelişimini yaratmak zorundadırlar. 

Bu duygu ve düşüncelerle bu müessesede görev yapmış arkadaşlarımızı sevgiyle anıyorum. Ayrıca bugün aramızda olmayan, bu müesseseye hizmet etmiş ebediyete göç eden muhtarlarımızı da rahmet ve minnetle anıyorum. Ve tüm muhtarlarımızın 19 Ekim Muhtarlar Gününü kutluyor başarılarının devamını diliyorum.’’ dedi.

 

 

TMUHK; 19 MUHTARLAR GÜNÜNDE ATANIN HUZURUNDA

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu 19 Ekim Muhtarlar Günü münasebetiyle Ata’nın huzuruna çıktı. 

Türkiye’nin çeşitli illerinden Ankara’ya  gelen Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu üyeleri Anıtkabir’de Atatürk'ün mozolesine çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu. Daha sonra Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Akdeniz Anıtkabir Özel Defterini imzaladı.

Akdeniz Anıtkabir özel defterine şunları yazdı: ‘’19 Ekim 1829 tarihinde kurulan Muhtarlık müessesesinin, Türk demokrasi tarihi açısından önemi büyük. Zira, Türk demokrasisinin ilk seçimleri muhtarlık seçimleriyle başlıyor.

Dolayısıyla, Halkın doğrudan kendi yerel yöneticisini seçmesiyle başlayan bu süreç demokrasi tarihimiz açısında da bir temel oluşturuyor.

Türk demokrasi tarihinin seçimle iş başına gelen, seçilmişlerin en küçük yerel birimi olan muhtarlarımız ile birlikte huzurundayız.

Bıraktığın cumhuriyetin seçilmiş en küçük temsilcisi olan biz muhtarlar, vatanımızın kurtuluşunda göstermiş olduğun azaaim ve kararlılığı unutmadık, unutmayacağız.

19 Ekim 1829’da kurulan muhtarlık teşkilatının 188 ci yıldönümünü, Muhtarlar Gününün ise üçüncüsünü kutluyoruz. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e taşınan, muhtarlık müessesesi senin göstermiş olduğun ilkeler ışığında yoluna devam etmektedir.

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu olarak bu teşkilatın en üst çatısını oluşturan örgütümüz muhtarlarıyla birlikte senin dediğin gibi muasır medeniyet seviyesine ulaşana kadar üzerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmek için elinden gelen gayreti gösterecektir.

İlke ve inkılâplarına bağlı olan biz muhtarlar, senin kurduğun Türkiye Cumhuriyetine gönülden bağlı olduğumuzu bir defa da ifade etmek isteriz. Senin dediğin gibi "Muhtar demokrasinin temel taşıdır." Rahat uyu’’ 

 

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu 34. İstişare Toplantısı Karabük'te yapıldı.

 Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Akdeniz: "Seçim kanununa ihtiyacımız var" "Türkiye Muhtarlar Birliği mutlaka kurulmalı" dedi.

Toplantıya Vali Kemal Çeber,  Karabük Belediye Başkan Yardımcısı Fatma  Danışman,  Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı  Hüseyin Akdeniz,  Karabük Merkez Mahalle Muhtarları Derneği Başkanı İbrahim Harmanbaşı, Türkiye’nin dört bir yanından gelen federasyon, dernek başkanları ve Karabük muhtarları katıldı.

Kent Meydanı Belediye Nikah Salonunda yapılan toplantıda konuşan  Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkan  Hüseyin Akdeniz, özlük haklarının tamamının tamamlanmak üzere olduğunu söyledi.

Akdeniz, muhtarların silah ruhsatları ile ilgili konularının olduğunu bununda  Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan'ın külliyede muhtarlarla yaptığı toplantıda sözünü verdiğini de kaydederek, "Bu noktada başbakanlıkta önümüzdeki günlerde bu çalışma hemen hemen sonlanmak üzere. İnşallah önümüzdeki günlerde çıkmış olacak ve özlük haklarımızla ilgili bölümün tamamı tamamlanmış olacak. Bugün itibariyle devletin en üst makamlarında devletin en üst makamlarında gerçekten itibar gören kurumumuz, muhtarlarımız devletin orta kademelerine indiği anda biraz itibardan yoksun bırakılıyor. Bu noktada sözlü olarak söylenen sözlerin mutlaka yasalara dökülmesi gerekiyor. 93 yıllık bir köy kanunumuz var. 1924'te köy kanunu çıktığında Türkiye nüfusunun yüzde 85'i köylerde yaşıyordu. Yine 1944'te çıkan mahalle kanunumuz var. Dolayısıyla 73 yıllık tarih. Bu da o günkü şartlarda belki çok mükemmel çıkartılmış bir kanun. Ama o da 73 yaşında. Dolayısıyla bugün mahalle kanununda 26 maddemiz var. 26 maddeyi 5 maddeye düşürmüş durumdayız. Yani oradaki yetki, görevlerimiz ve sorumluluklarımız 5 maddeye düşmüş durumda. Köy kanunu içerisinde birçok hadise de kalkmış durumda. Özellikle salma dediğimiz hadiseyi bugün köylerimizde uygulayamaz haldeyiz. Dolayısıyla yeni bir köy kanununa yeni bir mahalle kanununa ihtiyacımız var. Bu anlamda Belediyeye yardımcı olmak adına mahalle muhtarlarımızı ilgilendiren konu içerisinde de mutlaka kendi konularımızla ilgili belediyelerin ihtisas komisyonlarında toplantılarına katılmalı ve orada oy kullanabilecek yapıda bir düzenlemenin de yapılması gerekiyor" dedi.

Muhtarlar olarak seçim kanununa ihtiyaçlarının olduğunu da vurgulayan Genel Başkan  Hüseyin Akdeniz, "Artık bu kaçınılmaz. Bu kadar özlük hakları dolu dolu olan bir kurumda önümüzdeki dönemde hakikaten 400 - 450 bin civarında aday bekliyoruz. Dolayısıyla bu adayların donanımlı olması önceden eğitim alması bizi gayet sevindirecek ve memnun edecek bir yasal alt yapıya ihtiyacımız var. Evet biz konfederasyonuz. Gönüllülük esasına dayalıyız. Gönüllülük esası  Türkiye'de çok geçerli bir şey değil. Önce gönüllülük esasında kendi ekonomimizi düzelteceğiz. Ondan sonra kurumun ekonomisini düzeltmeye çalışacağız veya sosyal işleri düzeltmeye çalışacağız. Tabii bu birazda kör topal giden bir ilişki.  Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu yapısı mutlaka kendi içinde de bir revizeye uğraması gerekiyor. Yani bu  Türkiye Belediyeler Birliği gibi,  Ziraat Odaları Birliği gibi bir meslek odası kuruluşuna çevrilmeli ve  Türkiye Muhtarlar Birliği mutlaka kurulmalı." ifadelerine yer verdi.

Karabük Valisi Kemal Çeber, muhtarların seçilmiş, seçkin kişi olduğunu belirterek, "Muhtarlık ise; devlet aygıtımızın en eski ve köklü kurumu 2. Mahmut döneminde oluşturulan ve 1829'lu yıllardan bugüne seçimlerle belirlenen, gerek yerel yönetimlerimizin gerekse merkezi yönetimin kılcal damarları kabul edilen ve demokrasi geleneğimizin iki asırlık geçmişini gösteren devletimizin en küçük fakat en değerli yapı taşı. İki asırlık demokrasi tecrübemizi temsil eden yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin taşradaki eli, ayağı, gözü, kulağı durumundaki muhtarlarımızı ve hepsini tek çatı altında toplayan konfederasyon yönetimini tebrik ediyorum." diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından ülkenin değişik illerinden gelen Merkez Mahalle Muhtarları Dernek Başkanları tarafından Vali Çeber'e hediyeler takdim edildi.

II. Kentfor toplantısı Tekirdağ’da yapıldı.

Düzenlenen II. Kentfor Sempozyumuna Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ın yanı sıra, Merkez Valisi Dr. Enis Yeter, Merkez Valisi Kayhan Kavas, Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Oral Karakaya, TESKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa, Todaie İnsan Kaynakları Yönetimi ve Kamu Performans Yönetimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Ufuk Bilgin, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi  Kamu Yönetimi Öğretim Üyesi Kemal Görmez, Beykoz Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Prof. Dr. Mehmet Şakir Ersoy, Hacettepe Üniversitesi Yerel Yönetimler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Uğur Ömürgönülşen, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Akdeniz, Hacettepe ve Beykoz Üniversiteleri temsilcileri, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden yaklaşık 90 akademisyen ve Tekirdağ ilinden muhtarlar katıldı.

II. Kentfor toplantısının açılışında konuşma yapan Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Ömürgönülşen, “Sanayileşme ve göç konularıyla bağlı olarak kent ve çevre yönetimi konularını ele alacağız. Aşırı nüfus artışı, çarpık kentleşme ve bozulma tehdidi altındaki dünyamızda hem merkezi ve yerel kamu kuruluşlarının, hem de özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının çevre konularına olan ilgisi gün geçtikçe artıyor. Küresel iklim değişikliği, sanayileşme, iç ve dış göç, çarpık kentleşmenin yarattığı faciaları hemen hemen her gün medya aracılığıyla Dünya’nın farklı köşelerinden izliyor, bazen de bizzat şahit oluyor ve ciddi kayıplar veriyoruz. Kent ve çevre yönetimi hem yereli hem de Dünya’yı ilgilendiren bir konuya uzmanlar, yöneticiler ve yerel halk tarafından gösterilecek ilgi ve katılım kentlerimizin daha iyiye gitmesi için önemli bir adım olacaktır. Bu forumun gerçekleştirilebilmesi için mali ve lojistik başta olmak üzere her türlü desteği sağlayan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’a çok teşekkür ederim,” dedi.

Prof. Dr. Uğur Ömürgönülşen’nin ardından konuşma yapan TESKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa, “II. Kentfor toplantısının plansız sanayileşme ve kontrolsüz göçün yarattığı sorunlarla boğuşmaya çalışan, Avrupa yakasının tek büyükşehir belediyesi olan Tekirdağ’da toplanması çok anlamlı olmuştur. Tekirdağ’ımız 1970’li yılların ikinci yarısından sonra hızlı bir sanayileşme süreci yaşamış bir ilimizdir. 80’lerin başından itibaren Çorlu, Çerkezköy ve Kapaklı ilçelerinde çok hızlı bir sanayileşme süreci yaşandı. Gelinen nokta itibariyle Tekirdağ sınırları içerisinde 13 organize sanayi bölgesi bulunuyor. Bu bölgede sanayi yatırımları yapılmasının çeşitli sebepleri var. Limanlara yakınlık, yeraltı suları, nitelikli istihdam bu süreci tetikledi. Fakat sanayileşmenin kontrolsüz bir şekilde gerçekleşmesiyle ilimiz bir takım sorunlar yaşamaya başladı. Bunların başında göç geliyor. TÜİK’in 2023 projeksiyonunda ortalama yüzde 2,10 nüfus artış hızı görülmesine rağmen, Tekirdağ’da yüzde 3,3 olarak görülmektedir. Nüfusumuz her yıl 35 kişi artıyor. Sanayi tesislerimizin fazla olduğu içlerimiz daha yoğun göç alıyor. Nüfus artışı kamusal hizmetlerle ilgili talepleri beraberinde getiriyor. Bu noktada tüm taleplerin karşılandığını söylemek güç. TESKİ olarak ilimizin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Özellikle Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Albayrak’ın önderliğiyle ciddi bir altyapı çalışması gerçekleştiriliyor. 2014 yılından bu yana 1.700 kilometre altyapı çalışması yaptık. Öncelikle altyapıdaki sorunları çözülmesi, ondan sonra diğer ihtiyaçların giderilmesi noktasında büyük çalışmalar yapılıyor. Arıtma tesisleri konusunda büyük yatırımlar yapıyoruz. Yeraltı su kaynaklarımız çok önemli. Sanayi kuruluşları büyük miktarda su tüketiyor. Su kaynaklarımızı koruma konusunda Büyükşehir Belediyesi ve TESKİ olarak çok önemli çalışmalarımız var. Özellikle su kayıp ve kaçaklarının önlenmesi çok önemli. Yapılan çalışmalarla bugün sağlıklı su içme parametrelerinde en iyi yedi il arasına girmiş bulunuyor. Bugün TESKİ 500 bin aboneye hizmet veren bir duruma gelmiş vaziyettedir. Yeni bir Büyükşehir olmamıza rağmen uluslararası iş dergisi Forbes’un 3’üncüsünü düzenlediği, yaşamak ve çalışmak için en iyi şehirler araştırmasında Tekirdağ ideal kentler sıralamasında 4’üncü sıraya yükseldi,” dedi.

Dr. Şafak Başa’dan sonra konuşma yapan Beykoz Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Şakir Ersoy, “Sanayileşme işgücü talebi yaratıyor. İşgücü talebi göç çekiyor. Yaşanan iç ve dış göçler yerel yönetimlerin işleri güçleştiriyor. Çünkü nüfus arttıkça ihtiyaçlar daha şiddetle artıyor. Su, enerji ihtiyaçları ve trafik sorunları artıyor. Kıt ve kısıtlı olan kaynaklara daha fazla talepler geliyor. Bu durumda kaynakların verimli kullanılması gerekiyor. Dolayısıyla bu konularda vatandaşların bilinçlendirilmesi lazım. Çok değerli arkadaşlarımız bize sunumlar yapacaklar,” dedi.

Açılışın son konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, “Tekirdağ ülkemizin Trakya topraklarındaki tek büyükşehridir. Tekirdağ’ın beş farklı vizyonu var. Bunlar; sanayi, tarım-hayvancılık, turizm, üniversite ve lojistiktir. Tekirdağ’ın 6.313 kilometre arazisi var. Bu yüz ölçümü ile Türkiye’de 54. sıradadır. Son sayıma göre nüfusu 972.875’tir. Nüfus bakımından 23. sıradadır. Yüzde 3,66’lık nüfus artışıyla Türkiye’de 2. sıradadır. Tekirdağ geliri, giderinden fazla olan on ilden biridir. 1970’lerde başlayan sanayi oluşumu, 80’lerde hızlanmış ve 90’larda iyice büyümüştür. Günümüz itibariyle 1.544 sanayi kuruluşu bulunan, 13 organize sanayi bölgesi, 1 Avrupa serbest bölgesi ve 150.000 çalışanı olan Tekirdağ’ın büyük bir sanayi vizyonu var. Bu sanayi kuruluşları kurulurken arıtma tesisleri zamanında yapılsa ve denetimler yapılmış olsa çevre kirliliği bu düzeyde olmazdı. Göreve geldikten sonra TESKİ’yi kurduk ve arıtma tesisleri yaparak, atık suların arıtılması konusunda çok büyük mesafe aldık. Türkiye’de tekstil üretiminin yüzde 10’unu, deri üretiminin yüzde 37’si, kâğıt üretiminin yüzde 40’ı bölgemizdeki sanayi kuruluşları tarafından gerçekleştiriliyor. İlimizde bulunan sanayi kuruluşlarının yüzde 70’inin merkezleri İstanbul’dadır. Türkiye’de tahsil edilen vergilerin yüzde 9’u Tekirdağ’dan toplanıyor. Böyle bir ters orantı var. Tekirdağ’da Doğu grubunda işsizlik 3.8, Batı grubunda yüzde 9.9’dur. İlimiz büyürken sorunları ve ihtiyaçları da büyüyor. Tekirdağ, günübirlik politikalar ile değil, uzun vadeli stratejik planlarla daha iyi bir yere taşınabilir. II. Kentfor toplantısının bu anlamda büyük faydalar sağlayacağına inanıyorum,” dedi.

Yerel Buluşma; Kentsel ve kırsal alan yönetiminde 6360 sayılı kanun ve ötesi oturumunda bir konuşma yapan Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Akdeniz şunları ifade etti: ‘’Yerel halkın yönetime katılmasının ilk aşaması köy ve mahalle yönetimleridir. Dolayısıyla Muhtarlar; bu toplumu oluşturan renklerin oluşumu, demokrasimizin en önemli kılcal damarları, temel yapı taşlarıdır.

Muhtarlık müessesesi, 1829’dan günümüze188 yıllık bir geleneğe sahiptir. Genel ve yerel sorunların ilgili kuruluşlara iletilmesinden köprü rolü oynayan muhtarlık Osmanlı’dan Cumhuriyet’e taşınan önemli bir yerel yönetim birimidir. Bu gün bakıldığında muhtarlara; 76 değişik kanun, yönetmelik ve tüzükte, toplam 340 madde de görev verilmektedir. Görev ve sorumluluğu olan muhtarların hiç yetkisi olmaması düşündürücüdür. 93 yıllık köy kanunu ve 73 yıllık mahalle kanunun ile sorunlara çözüm üretmeye çalışan bir muhtarlık müessesi görüyoruz.

Yerel halka hizmet götürmeyi amaçlayan; 5442 iller idaresi kanunu, 5302 il özel idaresi kanunu, 5393 belediye kanunu, 5216 ve 6360 sayılı büyükşehir kanununda değişiklik yapılmasına rağmen 442 sayılı köy kanunu ile 4541 sayılı mahalle kanununda hiçbir değişiklik yapılmamasının nedenlerini doğrusu bizlerde araştırıyoruz.

Muhtarlar, bir tarafta Devletin en üst makamlarında itibar görürken, diğer tarafta ise yapacakları görevler sürekli azaltılıyor. Özellikle bilgi teknolojisine yenik düşen muhtarlık müessesesi hepimizin bildiği üzere nüfus kâğıdı kayıp ve değiştirme işlemlerini de nüfus dairelerine devretmiş durumda. Yani muhtar, artık yerleşim yeri belgesi haricinde başka bir evrak üretememektedir.

Diğer tarafta, özellikle 6360 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle tüzel kişiliğe sahip köylerin mahalleye dönüştürülmesi kırsal mahalle muhtarlarını ‘’rütbesi sökülmüş asker’’ konumuna getirmiştir.

6360 sayılı büyükşehir yasası 3.5 yıldan bu yana uygulamadadır. Görünen o ki, Büyükşehir başkanları dışında, bu yasadan diğer yerel yöneticilerin tamamı dertlidir. Büyükşehir Belediye Başkanları yasa ile % 83 oranında yetkilendirilmiş, İlçe belediye başkanlarının yetkisi ise % 17 ile sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla, Büyükşehir İlçe belediye başkanlarının yetersiz yetkisi sebebiyle neredeyse şube müdürü konumuna gelmiştir.

Büyükşehir yasasıyla yetkilerin büyük bir bölümünün büyükşehir belediyesinde toplanması bir anlamda yerel düzeyde merkezileşmeyi beraberinde getirdiği görülmektedir.

Yasa çıktıktan sonra uygulama alanında muhtarların yaşadığı sorunların daha da derinleştiğini üzülerek ifade etmek isterim. Halen vatandaşımız mahalleye yapılacak hizmetin, büyükşehir belediyesinden mi?, ilçe belediyesinden mi? yapılacağını kavramış durumda değildir.

 Hizmet konusunda vatandaşlarımızın en fazla müracaatı daha az yetkili olan ilçe belediyelerine yapılmaktadır. Dolayısıyla muhtarlarımızın da en çok uğrak yeri yine ilçe belediyeleridir.

Şehir merkezlerine 70-80 km uzaklıktaki kırsal mahallelere hizmetin gitmesinde büyük zorluklar yaşanıyor. Bazı büyükşehir belediyeleri kırsal mahallesinin seçmen sayısını baz alarak hizmette sıralama yapması bu mahallelerin hizmetlerini daha da geciktiriyor. Bir de 6360 sayılı yasada kırsala gidecek hizmetin yıllık toplamı bütçenin %10’u kadar olması bu alandaki sorunu daha da büyütüyor.

 Halen Büyükşehirlerin kırsal mahallelerinde vatandaşlarımız muhtarları, köy muhtarı yetkiyle görüyor. Kırsal mahallelerde tüzel kişiliklerin kaldırılmasıyla köylünün hiç devlet hizmetlerine ihtiyaç duymadığı işleri muhtarlarımız yaptırırken, maalesef bozulan bir su masörünü bile değiştirmek için muhtarlar büyükşehir belediyesinin su ve kanalizasyon dairesine gitmek mecburiyetindedir.

Daha önce evlendirme yetkisi olan muhtarın bu yetkisinin kaldırılmasıyla, bütün evliliklerin şehir merkezlerinde yapılıyor olması bile vatandaşa ek yük getirmiş durumda. Oysaki şehirlerde belediye başkanının yetkisinde olan evlendirme konusu yine belediye başkanlarının yetkisinde kalmak kaydıyla mahalle muhtarlarına da aynı yetki verilmesinde aslında hiçbir sakıncanın bulunmadığını görmekteyiz.

Kırsal mahallelerde hayvancılıkla uğraşan kişiler eskiden köy muhtarından aldığı menşe şahadetnamesi ile hayvanların taşınmasını rahatlıkla yapmakta iken şimdi veterinerler aracılığı ile bu taşıma yapılmaktadır. Bir birine kilometrelerce uzak köylerde, her köyde bir veteriner olmadığı için bazen hayvanlar bir iki gün araç sırtlarında bekletilmekte ve mağdur edilmektedir. Ayrıca mera alanlarının ortak kullanımında sorunlar devam etmektedir.

Kırsal mahallelerde kaçak yapılaşma artmıştır. Özellikle o yöreye ait örnek mimari tip evler uygulaması maalesef henüz hayata geçirilmemiştir. Öte yandan köy arazilerinin veraset ve arazi intikallerinden kaynaklanan sebeplerden ötürü ruhsatlandırma aşamasında hissedarlardan istenen vekalet belgesinin sorun yarattığı görülmektedir.

Orman köylerinin muhtarlara tanıdığı yetki devam etmesine karşın orman köylüsü muhtarı dinlemez hale gelmiştir.

5393 sayılı belediye kanunun 9 cu maddesinde sayılan mahalle muhtarının görevleri uygulama alanında karşılığı yoktur.

Bu madde de Muhtar;

Mahalle sakinlerinin gönüllü katılımıyla ortak ihtiyaçları belirlemek,

Mahallenin yaşam kalitesini geliştirmek,

Belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilişkilerini yürütmek,

Mahalle ile ilgili konularda görüş bildirmek, diğer kurumlarla iş birliği yapmak,

Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmakla yükümlüdür denilmektedir.

Hangi imkan ve bütçe ile muhtar mahallenin yaşam kalitesini geliştirecektir. Bu maddenin alt başlıklarını saymaya burada zaman bile yetmez. Bugün 90 binlerde, il nüfuslarından bile büyük mahallelerde muhtarlarımızın hangi yetkilerle bu görevlerin üstesinden geleceği ayrı bir tartışma konusudur.

Belediye sınırlarının birbirine yakınlaştırılması mahalli müşterek hizmetlerin sunulması bakımından ciddi avantajlar sağlayabilir. Türkiye’de uygulanan Büyükşehir yasası ile belki büyükşehir sınırları içerisinde koordinasyon anlamında, ortak hareket yöntemi geliştiriyor olabilir ama yerel yöneticinin halktan uzaklaştığı da unutulmamalıdır.

Büyükşehir belediyeleri; Koordinasyon, planlama, ulaşım, içmesuyu, katı atık, sıvı atık tesisleri, acil yardım ve kurtarma gibi genel görevleri yerine getirmeli, diğer görevler ilçe belediyelerine verilmelidir. Veya İlçe belediyelerinin sınırları daraltılarak köyken mahalleye dönüşen kırsal bölgeye yapılacak hizmetlerin tamamı büyükşehir belediyelerince karşılanmalıdır. Yani, Büyükşehir, ilçe belediyesi ve köyler arasında görev ve yetkiler yeniden paylaştırılmalıdır.

Bunların hiç biri olmuyorsa; köy yerel yönetimlerinin tüzel kişiliği yeniden oluşturulmalıdır. Veya kırsal mahallelerin birleştirilerek ayrı bir belediyeye dönüştürülmeleri sağlanmalıdır.

Mahalle kanunu yeniden tanımlanmalı, büyükşehirler içinde mahallelerin ve yöneticilerinin çalışma alanları yeniden düzenlenmelidir. Yerel yönetimlerin görev ve yetkileri hizmet bütünlüğü açısından birbirine entegre edilerek kamu hizmetlerinin idari ve mali özerklikleri içinde sunulması sağlanmalıdır.

Üç buçuk yılda, büyükşehirlerin kırsal mahallelerinden şehir merkezlerine toplam 490 bin kişi göç etmiştir. Dolayısıyla kırsal mahallelerdeki tarımsal üretimde ciddi daralmalar meydana gelmiştir. Bu kırsal mahallelerin durumları tekrar ele alınmalıdır.

Mahalle muhtarları kendi mahalleleriyle ilgili, belediyelerin stratejik plan yapım süreçlerinde, ihtisas komisyonlarında (İmar ve bayındırlık, çevre ve sağlık, plân ve bütçe, eğitim, kültür, gençlik ve spor), meclis toplantılarında, mahallelerine ilişkin görüş ve yaklaşımları iletebilmeleri ve belediyenin, mahalleleri ilgilendiren konularda, ilgili mahalle yönetimlerini muhatap alma zorunluluğu yasal hale getirilebilir.

Belediye Meclisi kararlarının mahalle muhtarlıklarında ilan edilmesi, meclis gündeminin önceden mahalle halkına duyurulması ve sakinlerin toplantıları izlemeye davet edilmesi, kent yönetimine ve yaşamına bilinçli katılım imkânı sağlayabilir.

Mahallenin, merkezi ve yerel işlevleri birlikte yürüten özgün konumunu sürdürmesi öngörülmelidir.

Mahalle, politik temsiliyete dayalı bir yönetim yapısı içinde değil, ortak yaşam algısının, bir arada yaşamanın gerektirdiği öz saygı, hak ve sorumluluk bilincinin geliştirilmesine dönük bir kamusal alan olarak yapılandırılmalıdır.

Muhtarlıkların yerine ihdas edilmek istenen başka bir düşünce mi vardır? Mesela ‘’mahalle temsilciliği’’ gibi. Bunu da henüz bilmiyoruz. Ama bildiğim bir şey var; ‘’Muhtarlar, sürekli özlük hakları ilgili durumu dillendirdiği sürece, yeni görev alanları yaratmadığı ve birlikte karar alma kabiliyetini geliştiremediği müddetçe muhtarlık müessesesinin varlığını devam etmesinin zor olduğu görülüyor.

Türkiye’nin getirdiği yenilikler, sosyo-ekonomik ve teknolojik gelişmeler, hızlı şehirleşme ve yerinden yönetim ilkesinin içinde değerlendirilmesi gerektiğinde, vatandaşa en yakın birimlerce sunulacak hizmetlerin katılımcı, çağdaş ve eğitimli bir şekilde mahalle sakinini sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması yönünde muhtarlar yeni vasıfları yakalamanın ve kendi kabuğunu kırmanın gelişimini yaratmak zorundadırlar. Bunların yapılması zor olabilir ama imkânsız değildir.’’ dedi.

 

 

Nüfus Hizmetleri Kanun Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geldi. Tasarıyla, il ve ilçe müftüleri de nikâh kıyma yetkisi veriliyor.

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Başkanı Hüseyin Akdeniz Konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu; ‘’Hatırlanacak olursa Hükümetin 17 Şubat 2015 TBMM Genel Kurul gündemine getirdiği ‘’İç Güvenlik Paketi’’ yasa taslağına ilave ettirdiğimiz Büyükşehir yasasıyla birlikte mahalleye dönüştürülen köylerin muhtarlarına tekrar nikâh kıyma yetkisi, yasanın bir bölümünün geri çekilen maddeleri içinde olduğundan yasalaşamamıştı. O paketin içinde de il ve ilçe müftülerine nikâh kıyma yetkisi yoktu.

Daha sonra Başbakan Sayın Binali Yıldırım 28.06.2016 tarihinde, Ak Parti Grup toplantısında nikâh kıyma yetkisini tekrar gündeme taşıyarak, muhtarları ve il ve ilçe müftülerini de içine alan şekilde Nüfus Hizmetleri Kanunun 22. maddesinde değişiklik yapılacağını ifade ediyordu.

Aradan geçen 13 aylık zaman dilimi içinde konu tekrardan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geldi. Ancak bir farkla. Düzenlemenin içinden Büyükşehir yasası ile mahalleye dönüştürülen köylerin muhtarları yok. Sayın Başbakanın grup toplantısında açıkladığı muhtarları da içine alan değişiklikten neden muhtarlar çıkarılmıştır? bunu henüz bilmiyoruz.

Büyükşehir yasası ile köy tüzel kişiliği kaldırılan ve evlendirme yetkisi elinden alınan kısacası; rütbesi sökülen asker konumuna getirilen köy muhtarları artık mahalle muhtarlığı kanununa tabi. Muhtarlar bir tarafta Devletin en üst makamlarında itibar görürken, diğer tarafta ise sürekli yapacakları görevler azaltılıyor. Bu bizlere bir şeyler anlatıyor olmalı.

Kanun üzerinde yetkileri ve sorumlulukları sürekli azaltılan muhtarların bu durumu şimdilik bir sorun teşkil etmiyor gibi gözüküyor. Ancak gelecekte, kanunen yetkileri ve sorumlulukları tamamen yok olmuş bu müessesenin ne kadar daha yaşatılacağı da ayrı bir tartışma konusu. ''Muhtar demokrasinin temel taşıdır.'' diyoruz, ancak görev alanlarını sürekli azaltıyoruz. Bu kabul edilebilir değildir.

Muhtarlık müessesesi nasıl ki 1913 ve 1933 yıllarında her ne kadar halk arasında varlığını devam ettirse de hukuken varlığını yitirmesi sonucu kapatılmakla yüz yüze kalmış ve kaldırılmıştır. Şimdi, biz yeni görevler isterken, yetki ve sorumluluklarımızın azaltılması hiç iyiye delalet değil. Muhtarlıkların yerine ihdas edilmek istenen başka bir düşünce mi vardır? Mesela ‘’mahalle temsilciliği’’ gibi. Bunu da henüz bilmiyoruz. Ama bildiğim bir şey var; ‘’Muhtarlar, sürekli özlük hakları ilgili durumu dillendirdiği sürece, yeni görev alanları yaratmadığı ve birlikte karar alma kabiliyetini geliştiremediği müddetçe onların varlığının devam etmesini istemeyen ve kendilerince ayak bağı olarak kabul edilen güçlere mağlup olacaklardır.’’

Konfederasyon yönetim kurulu olarak görev sürecimizde her konunun takipçisi olduğumuz gibi bu konunun da takipçisi olacağız. Muhtarlar soruyor; ''Ne oldu da muhtarlara nikah kıyma yetkisi vermekten vazgeçtiniz?'' Büyükşehir yasasıyla birlikte mahalleye dönüştürülen köylerin muhtarlarına tekrar nikâh kıyma yetkisi taslak metnin içinde yeniden değerlendirilmelidir. Aksi halde muhtar yakın bir gelecekte ‘’Muhtar ne iş yapar?’’ sorusuna muhatap kalacaktır.’’